Merhaba

25/6/2006

su hanım büyüyor !!!1

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı

19/6/2006

güzel kızım geldi

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı

30/4/2006

çocuğuma :)

>Dinle oğlum: Bunları sen küçük ellerinden biri çenenin altında
>yumruk olmuş, sarı saçların terden ıslanmış, alnına yapışmış
>bir halde uyurken söylüyorum. Odana gizlice, tek başıma girdim.
>Sadece birkaç dakika önce, kütüphanede oturmuş gazetemi
>okurken, güçlü bir pişmanlık dalgası her tarafımı sardı.
>Suçluluk içinde kalkıp, yatağının başucuna geldim.
>
>Düşündüklerim şunlardı oğlum: Sana kızmıştım. Okula gitmek için
>hazırlanırken, yüzünü havluyla şöyle bir sildin diye sana bağırmış,
>ayakkabılarını temizlemediğin için seni azarlamıştım.
>Eşyalarını yere attığın için öfke içinde haykırmıştım.
>
>Kahvaltıda da hata buldum. İçeceklerini etrafa sıçrattın,
>yiyeceklerini alel acele yedin. Dirseklerini masaya koydun,
>ekmeğine tereyağını çok kalın bir tabaka halinde sürdün. Sen
>oynamak, ben de trene yetişmek için çıkarken, bana döndün,
>elini salladın ''Güle güle baba'' dedin. Ben ise irkildim ve
>''omuzlarını dik tut'' cevabını verdim.
>
>Öğleden sonranın geç saatlerinde herşey yeniden başladı.
>Eve gelirken seni dizlerinin üstünde eğilmiş, misket oynarken
>gördüm. Çoraplarında delikler vardı. Seni arkadaşlarının önünde,
>benimle eve gelmeye zorlayarak aşağıladım. Çoraplar çok
>pahalıydı ve eğer parası senin cebinden çıkıyor olsaydı,
>daha dikkatli olurdun. Bir düşün oğlum, bunlar bir babanın lâfları.
>
>Daha sonra, ben kütüphanede okurken, gözlerinde
>acı dolu bir bakışla nasıl çekingen çekingen içeri girdiğini
>hatırlıyor musun? Gazetenin üstünden, rahatsız edilmiş
>olmanın verdiği sıkıntıyla sana baktığımda, kapıda durakladın.
>Ben ise ''ne istiyorsun'' diye kükredim.
>
>Hiç birşey söylemedin ama aceleyle bana doğru koştun, kollarını
>boynuma dolayıp beni öptün. Küçük kolların Tanrı'nın yüreğine
>yerleştirdiği, sana yaptıklarımın bile solduramadığı o büyük
>sevgiyle
>boynumu sıkıyordu. Sonra koşa koşa merdivenlerden çıkıp gittin.
>
>Evet oğlum, bundan hemen sonra gazetem ellerimden kaydı ve
>müthiş bir korku her yanımı sardı. Adetlerim bana neler yaptırıyor?
>Hata bulma adetim, azarlama adetim. Sana bir çocuk olduğun
>için verdiğim ödül bu mu? Seni sevmediğimden değil
>ama bir çocuktan çok fazla şey beklemiştim.
>Seni kendi ölçütlerimle değerlendirmeye kalkıyordum.
>
>Oysa karakterinin o kadar iyi o kadar güzel yanları vardı ki.
>Küçük yüreğin, dağların ardından söken şafak kadar büyüktü.
>Ve bunu gelip bana iyi geceler öpücüğü vererek gösterdin.
>Bu akşam başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta
>yatağının başucuna geldim ve utanç içinde diz çöktüm.
>
>Bu çok yetersiz bir af dileme çabası. Bunları sana sen
>uyanıkken söylersem anlamayacağını biliyorum.
>Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle dost olacak, sen
>acı çektiğinde bende çekecek, sen güldüğünde ben de güleceğim.
>İçimden kötü sözler etmek geldiğinde dilimi ısıracağım.
>Sonra kendime hep şu sözleri söyleyeceğim:
>O sadece bir çocuk, küçük bir çocuk.
>
>Korkarım seni sanki bir yetişkinmişsin gibi gördüm.
>Ama şimdi seni yatağında dertop olmuş, yorgun, uyurken
>görüyorum da oğlum, hâlâ bir bebek olduğunu anlıyorum.
>Daha dün başını omzunun üstüne koyduğun anneciğinin
>kucağındaydın. Senden çok fazla şey bekledim, çok fazla...

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

27/3/2006

baba-kız

0 yaşında
Baba : Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey
benim kızım mı? Gözleri de bana ne kadar çok benziyor.

Kızı : Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam
babam olsa gerek.


5 yaşında
Baba :
Prensesim benim, güzel kızım.
Söyle bakalım baban sana ne alsın?
Kızı :
En çok babamı seviyorum.
Babam, niye annemle uyuyor?
Hep benimle uyusun, başkasını sevmesin.


10 yaşında
Baba :
Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız?
Kızı : Ben babama aşığım. Büyüyünce
babam gibi erkekle evleneceğim.
Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?


15 yaşında
Baba :
Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe
geç kalmaya başladı, bu gidişle başına kötü
bir şey gelecek. Sanırım daha sert konuşmalıyım.
Kızı :
Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim
kadar vakit geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından
nefret ediyorum. Ne zaman özgür olacağım?

20 yaşında
Baba :
Artık sözümü dinlemiyor. Benden
giderek uzaklaşıyor. Kendi parasını da kazanmaya
başladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii. Uzun
zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten. Evi de
sürekli erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor.

Kızı :
Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor.
Hele geçen gün giydiğim mini eteğe karışmasına
ne demeli? Evden ayrılıp, kendi hayatımı kurmalıyım.
Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!


25 yaşında

Baba :
Bir gün bunun olacağını biliyordum.
İşte evleniyor. Zaten aramız eskisi gibi değildi.
Şimdi bir de kocası var. Prensesim beni terkediyor.
Kızı :
Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi
takınmasının ne lüzumu var ki? Biliyorum, onu
bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden yapıyor.
Kendi hayalindeki damat değil ya!
Sanki birlikte yaşayacak olan o.

30 yaşında
Baba :
Çok az görüşüyoruz. Daha sık
biraraya gelsek ne iyi olur. Hem torunlarımı
da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden
fırsat bulup da bize gelemiyorlar ki...
Kızı :
Babamları da çok ihmal ediyorum galiba.
Yine telefonda çok üzgün geldi sesi.
Haftasonu onlara sürpriz yapmak en iyisi.


40 yaşında
Baba :
Kızım, benim entellektüel düzeyimi
yeterli bulmuyor. Ona göre çağın gerisinde
düşünüyormuşum. Oysa küçükken derslerine
hep ben yardım ederdim. Anlayamadığı
bütün problemleri bana sorardı.
Şimdi beni beğenmiyor. Bir daha onunla
asla politik tartışmalara girmeyeceğim.

Kızı :
Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor.
Sürekli bir şeylerden yakınıyor. Gerçi
son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama.
Ya ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman
dilediği gibi bir evlat da olamadım.


45 yaşında
Baba :
Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel.
Gözüm arkada gitmeyeceğim. Her şeyi
kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum.
Kızı :
Babam için çok endişeleniyorum. Onu
kaybetmeye hazır değilim. İlaçlarını da hep
ihmal ediyor zaten. Allah'ım onu benden alma!


50 yaşında
Baba :
Dünyada mutlu kal kızım !
Kızı :
Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım.
Şimdi ben kime danışacağım, kim yardım
edecek bana? Ne olur gittiğin yerde çok mutlu ol.
Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben,
arada sırada işaretler yolla mesela.
Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım?

55 yaşında
Kadın :
Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım.
Keşke seni hiç üzmeseydim demeyeceğim, çünkü
"keşke"lerin hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum.
Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni üzdüğüm
her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu?

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (3) | Yorum yaz! | Bağlantı

22/3/2006

Annem'e

Sevgili Annecigim,
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, cocuklari anne olunca cocuklasiyor anneler...
... Ve insan, zamanin nasil insafsiz bir ogutucu oldugunu bu rol degisiminde anliyor.
Eminim karnindaki ilk tekmemden, hatta doktorlarin 'Bundan sonra agir kaldirmak yok' mujdesinden
beridir iki kisilik yasiyorsun yasami...
Dogum odasinda bir kucuk el saclarina tutununca degisti hersey ve o el, o sactan hic eksik olmasin istedin.
Kimbilir kac geceyi karyola basuclarinda derin ic cekisler dinleyip huzunlenerek uykusuz gecirdin,
kac emzirme seansinda bitkin uyuyakaldin.
O gun bugundur hayati, bir toprakla cicegi kadar ortak uretiyor, tuketiyoruz.
Yolboyu, kusurlarini hic gormedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttik karsilikli; toz
kondurmadik uzerimize, kol kanat gerdik...
Ben dunyanin en iyi evladiydim, sense; tarihin en iyi annesi...
Her ciglikta basucumda bitecegini bilmenin guveniyle buyudum.
Her derdimde benden cok dertlenecegini bilmenin o bencil aliskanligiyla ayakta kaldim.
Sevginle donandim...
Ama sonra birden o korkunc cark devreye girdi ve yasamin acimasiz kurali isledi ;
Buyudum... Senin kollarinda 'sen'den habersiz, bambaska bir 'ben' cikti ortaya. Bazen o eski 'ben'e
hic benzemeyen bir 'ben'...
Cunku farkettim ki, anlattigin masallarin yasamda karsiligi yokmus.
Kizlar bir prens umuduyla kurbagalari opedursun, ben her yalanda burnumu yokladim.
Sasirdim. Bostandaki lahanalarin, isirilmis lahanalarin ve benzeri pastoral ninnilerin modasinin gectigini gordum sokakta...
Soyleyemedim sana...
'Yasamin degistigini, eski tecrubelerin artik eskisi kadar gecerli olmadigini' anlatan kitaplari
salonun ortasinda acik biraktim, acip okuyasin diye...
Her kusagin o vazgecilmez ikilemi depresti yeniden; 'Devir de amma degisti' diye yakinirken sen;
ben ilginle boguldugumdan dertlendim.
Bir yerim yaralandiginda 'Anam gorurse ne kadar uzulur' diye gizlemeye calismak
kucuk bir cocuk icin nasil bir yuktur bilir misin?
Acindan cok onda yaratacagin aci, acitir canini...
Oysa ne cok acilar paylastik seninle...
Ve ne cok sevincler yasadik beraber...
Nasil dar gunlerde yardima kosup, kac senligine ortak olduk birbirimizin?
...Lakin artik kafesten ucma vaktiydi.
'Danalarin girdigi bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek basina kanat cirpmayi ogrenmekten geciyordu.
Yargiladik birbirimizi bir donem...Sorguladik...
...Sen bana es dost cocuklarini ornek gosterdikce, ben seni es dost ebeveynleriyle kiyaslar oldum.
Sen her sohbete 'Bizim cocuklugumuzda...' diye basladikca ben, degisen takvim yapraklarini koydum onune...
Nasil da zalim bir cark bu degil mi?
Doguyor, doguruyor ve gunun birinde yuvadan ucacagini bile bile koca bir omru karsiliksiz veriyorsun...
Ve hayat birden issiz bir adaya donusuveriyor.
Sonrasi kah bir kapi zili beklentisi, kah bir mektup, kah bir telefon sesi...
Gizliden gizliye ozlenen bir torun mujdesi...
Fotograflar sarardikca solan bir yasam ve uzaklastikca yakinlastigimiz bir mazinin geri donmez anilari...
Yazilarla konustuk oyle zamanlarda...Bakislarla anlastik.
Aglastik birbirimizden gizleyerek acilarimizi...
Bir mimikle ozlestik, bir gulusle kavustuk.
Ben buyurken seni de buyuttum.
Simdi cok daha iyi anliyoruz birbirimizi...
Cunku kucucuk bir el saclarimi kavriyor geceleri...
Karyola baslarinda uykusuz geceler geciriyorum.
Pastoral ninnilerle buyutuyoruz oglumu; yalanci cocuklarin burunlari uzuyor masallarda, opulen kurbagalar prens oluyor.
...Ve yasamin degistigini, eski tecrubelerin gecersizlestigini anlatan kitaplari kaldiriyoruz salondan gizli gizli...
O korkunc cark, acimasiz bir hizla donmeye devam ediyor. Zaman, ogutuyor kusaklari...
Insan ancak mahrum kalinca anliyor sevginin degerini...
Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacagimi biliyorum.
O yuzden bu Anneler Gunu'nde sana upuzun bir omur diliyorum.
Hem biliyor musun?
'SENI COK SEVIYORUM'
 
Can Dündar....

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı

« Önceki ::